
Kolay yetişmeyen, yetişmesi uzun süren, sabır isteyen bir ağaç gibi.
Zamanla kök saldıkça, zamana daha çok direnen, daha sağlamlaşan.
Yağmur yağmadığında, darlık zamanında direnip hayatta kalmayı başaran.
Rüzgarlar, fırtınalar estiğinde dallar kopsa da, yapraklar gitse de..
Birileri o ağacın güzelliğine göz koyup kesmeye, dalını kırmaya çalışsa da.
Gölgesinde serinlemek, soluklanmak yerine kapladığı toprağa gözünü dikse de,
Daha da güçlensin diye mevsiminde budanmasına aldrımayıp dalların daha da güçlü çıkacağını bilerek yetiştirdiğin ağaçtır dostluk.
Dostluk denenmez, sınanmaz. Zaten zaman içinde tüm o zorluklara rağmen ayakta kalmıştır.
Özlüyorsan, gördüğünde mutluluk duyuyorsan,
Gülümsediğinde, ağladığında yanında olduğunu biliyorsan
Hata yapsan da, kapısında girebileceğini biliyorsan
Elinden bir şey gelmese de sen gibi derdini dert ediniyorsa
Seni kendine tercih ediyorsa dostluktur
Yardım etmeyi “kullanılmak” olarak görmemektir.
Herşeyeden önemlisi dostluğun en az iki kişi arasında olduğunu unutmamaktır..
“Dostu dostun gülü incitir” olduğunu unutmamaktır.
En çok alınacağın dostunun sana yaptığıdır. Ama en kolayı da onu affetmektir.